Portre kelimesi bana dâima Oscar Wilde‘ın Dorian Gray’in Portresi‘ni anımsatır. Fizikî güzelliğinin ebedî olması için rûhunu şeytana satan bir adamın hazin ve belki ibretlik hikâyesidir. 1890 Temmuz’unda tefrîka edilişinin üzerinden handiyse 133 sene geçmiş. Fakat yazımın esas bahsedeceği eser olan Portre Nikolay Gogol‘ün bir uzun hikâyesi. 1834-35 senelerine âit. Bir okur olarak adını ilk andığım Wilde’ın Gogol’ün bu eserinden etkilendiğini söyleyebilirim. Elbette, daha başka ve daha yüksek bir sanat anlayışının numûnesi olabilecek hikâye ve romanların olma ihtimâlini göz önünde tutmak lâzım.

Esere yoğunlaşmadan evvel Yordam Kitap‘ın Hasan Âli Ediz‘in Türkçesiyle yayınladığı bu baskının kalitesi methedilmeye lâyık. Tek kelimeyle enfes. Ayrıca altını çizmek isterim ki kitabın boyutu da hakîkaten okuma rahatlığı sağlıyor. Çevirmenin evvelce okuduğum diğer tercümelerinden Biyelkin Hikâyeleri (Aleksandr Puşkin) ve Aşk Üzerine (Anton Çehov) kitapları da benzer bir husûsiyeti aksediyor. Okumanızı tavsiye ederim.

Gel gelelim Portre’ye. Fantastik ögeler içeren bu hikâye iki bölüme ayrılıyor. I. bölümde Çartkov adlı genç bir ressamın tesâdüfen satın aldığı bir çift gözden ibâret lânetli portrenin ona sağladığı zenginlik ve bu zenginliğin kendiyle berâber getirdiği ve peyderpey ortaya çıkan bayağılık, açgözlülük, cimrilik, kıskançlık gibi olumsuz hislerin idealist ressamı nasıl çürüttüğü anlatılıyor. Kitabın II. bölümüne ise bu lânetli portrenin ortaya çıkışının hikâyesi desek yeridir.

#Aşağıda kitap hakkında yer yer sürpriz-kaçıran bilgiler olacaktır, aman dikkat!#

Çartkov, portredeki bir çift şeytânî gözün tesiriyle modaya uygun resimler yapmaya başlar, kaprisli ve burnu havada olan aristokrat müşterilerinin istekleri üzerine kendi estetik kaygılarını terk etmek zorunda kalır, zamanla robotik bir resim üreticisine dönüşür. Bayağı zevklere düşer, şöhret için yaşayan birine dönüşür. Seneler sonra, ihtiyarlığında yaşıtı olan ancak sanatının peşinde koşup mükemmele erişen bir ressam tanıdığının hârikulâde resmi ile derin ve zehirli uykusundan uyanır. Bir çılgınlık hâli ile resme dâir kâbiliyetinin olup olmadığını dahi sorgular. Kapalı yerlerde tozlanmaya mahkûm ettiği gençliğinin bahârında elinden çıkan resimleri inceleyerek bir zamanlar mahâretinin olduğuna kânî olur. Onu tekrar diriltmek için uğraşır ancak tâbir câizse o treni kaçırmıştır. Bu hâl, onu öfkeye ve çelik gibi sert bir kıskançlık batağına sürükler, cimriliğiyle topladığı paraları, gözünü bile kırpmadan gelecek vâdeden ressamlara âit yüksek sanat eserlerine verir. Fakat bu patronajlıktan uzaktır. Gâyesi o eserleri yırtmak, parçalamaktır.

Lânetli portredeki şeytânî gözleri fantastik kabul etmek mecbûrî. Ancak olay zincirindekileri düşündüğümüzde aslında asıl vurucu olan, para ve şöhretin insanı nasıl yok edeceğinin büyük ve açık izleridir. Eğer yaşama ve geleceğe dâir prensipler, hayaller, planlar, ümitler para, şöhret ve tekel olmak için terk edilirse kişioğlunun öyle şeytânlara, lânetli portrelere ihtiyâcı kalmaz, kendi kendini de büyük bir yıkıma, harap omaya sürükleyebilir.

Belki size tuhaf gelecek ancak çok güncel bir teknoloji/bilişim haberi var. Bu durumla paralellik arz ettiğini düşündüğümden ondan da söz etmek ve Portre ile olan benzerliğini tespit etmek istiyorum.

Teknoloji Dünyasının Çartkov’u: Apple

Biliyorsunuz, Birleşik Krallık kabul edilebilirliği imkânsız bir yasa tasarısı üzerinde çalışıyor. Buna göre çocuk istismârının engellenmesi adına mesajlaşmalar düzenli aralıklarla taranacak. Hâliyle tam koruma sağlayan uçtan uca şifreleme (e2ee) hizmeti veren anlık mesajlaşma uygulamaları/şirketleri ya cezâlar ile bitirilecek ya da direkt illegal olduğu gerekçesiyle yasaklanacak. Burada kısa bir parantez açalım: uçtan uca şifreleme mesajlarınız, gönderilerinizi yâni size ait olan şeyleri şifreler ve kem gözlerden korur. Art niyetli şifrekırıcıların size âit bilgileri çalmalarını engeller. Mahremiyetinizin şantaj konusu yapılmasına ya da sizi bilgilerinizle birlikte bir ticâret metası hâline getirilmenize mâni olur.

Tasarının amacı çok net, vicdanları teskin etmekte ve dolayısıyla da gönül rahatlığıyla destekleneceği âşikâr. Ancak işin aslı öyle değil. Türkçede bu hâli îzah etmek için çok güzel bir tâbir var: kaş yaparken göz çıkarmak. Bir suçun işlenişini engellemek adına milyonlarca insanın özel yazışmalarını hükûmetin ve şirketlerin vicdânına terk etmek abesle iştigal etmektir. Ki hâlihazırda bana kalırsa yeryüzünde bulunan bütün hükûmetler birleşerek e2ee hizmeti sağlamayan servisleri yasadışı îlân etmelidir. Birleşik Krallık’ın durumunu şuna benzetebiliriz: Sırf yaralama ve adam öldürmede kullanılıyor diye keskin bıçakları yasaklamak istiyorlar! Ya da sırf boğulma riski var diye denizlere girmeyi ve yüzmeyi yasaklıyorlar. Böyle deyince akıl alır olmadığı daha bâriz ortaya çıkıyor. Elbette, çocuk istismârı gibi âdî ve tahammül edilemez suçlarla mücâdele edilmelidir. Ancak var olan ve yeni îcât edilecek olan bilişim suçlarının mantar gibi türemesine sebep olacak şekilde bir mücâdele yarardan çok zarar verecektir. Sâdece hükûmet kontrol edecek öyle mi? Peki Çin, Rusya gibi ülkelerde cepheleri olan sibersavaşlarda oldukça yetenek kazanmış şifrekırıcılar öylece duracak ve hükümetin baltalayarak uygulamalarda zorla açtıkları arka kapılardan girmeyecekler mi? Öyle zannediyorlarsa külliyen yanılıyorlar. Bu işin bir de korkutucu cabası var: Birleşik Krallık şâyet bu yasayı kabul ederse demokrasi karnesi zayıf olan ülkelerde mahremiyetin şiddetli ve pervasızca ihlâl edilmesi sâdece an meselesi olur ve böylelikle yazılım dünyâsının zarzor inşâ ettiği e2ee geleneği hesaplanamaz bir darbe alır.

Konudan saptığımı düşünmeye başladınız, tamam, hemen bağlıyorum. Genç ressam Çartkov şöhret ve para için yaşıyordu. Bu yüzden en insânî duygulardan bile soyutlanmaya başlayıp kendi sonunu hazırlamıştı.

Birleşik Krallık’ın bu tavrına geneli açık kaynak ve özgür yazılım olan birçok teknoloji şirketi (Signal, Tutanota, Duckduckgo gibi açık ve özgür yazılımların yanı sıra Vivaldi gibi yarı açık kaynak ve Whatsapp gibi tamâmen sahipli uygulamalar vb.) karşı çıktı. Apple ne yaptı? Büyük bir itâatkârlıkla İngiliz hükûmetini desteklediler. Hatta bu arzu edilen düzenli tarama için bir sistem dahi geliştimek için ellerini çabuk tuttular. Çünkü Birleşik Krallık’taki pazar paylarını, kazandıkları ve kazanacakları paraları kaybetmek onlar için söz konusu olmamalıdır. Bu alelacele desteğin illeti şu: kendi kapalı sistemlerinde neler olup bittiğini zâten kendileri gâyet tafsilatlı bir biçimde biliyor,  hükûmet de bilse ne olacak ki?! Özgür yazılım lisansları ile üretilen, ücretsiz olarak paylaşılan, dağıtılan açık sistemlere karşılar, çünkü para kazandırmayan her şey onlar için yok hükmünde, varsa da değeri kıymeti olmayan şeyler. Onların durdukları bu yasa karşıtlığı pozisyonu, hâliyle akıl kârı değildir diye düşündüler. Koca şirket Çartkov gibi düşünüyordu: Para kazanayım, gayrısının hiçbir ehemmiyeti yok. Gelin görün ki birkaç gün sonra “para şeytanı”nın etkisindeki Apple enteresan bir şekilde karar değiştirdi ve Birleşik Krallık hükûmetine açık mektup yazanlara dâhil oldu.

Aslında öyle mahremiyet muhafızlığı değil bu yaptıkları. Fakat Apple’ın kendini pazarlama düsturlarından birisi şu: “gizlilik ve mahremiyetinize saygı duyuyoruz“. Öyle görünüyor ki hatırı sayılır miktarda insan bu söze güveniyor. Buna halel getirmemek için de tasarıya karşı çıktıklarını beyan ettiler. Kabul etmeyecek olsalardı, Apple’ın yarattığı imaj hepten yok olacaktı. Çünkü iMessage’la gönderip aldığın özel mesajlar düzenli olarak birileri tarafından okunup kontrol ediliyorsa Apple’ın iMessage’ı da güvenli değil demektir. Çartkov da benzerini yapmıştı. Portresini yaptıranları memnun etmek adına, hiçbir özelliği olmayan biri olup çıkmıştı.

Ben Apple’ın bu hamlesini Çartkov’un eski ve saygıdeğer ressamlara atıp tutarken yaşlandıkça onları savunmasına benzettim.

“Çartkov eski ressamlara gereğinden çok üstün nitelikler verildiğini, bunların hepsinin, Raphael’e gelinceye kadar vücut değil, gerçek iskeletler resmettiğini, bu gibi ressamların eserlerinde güyâ herhangi bir kutsallık bulunduğu yolundaki düşüncenin ancak seyircilerin imgeleminde var olduğunu, hatta bizzat Raphael’in yaptığı her eserin bile iyi olmadığını, çünkü anatomi alanındaki bilgisini göstermekten başka bir şey düşünmediğini, onda hiçbirincelik olmadığını, gerçek ışığın, fırça kudretinin, renk uyumunun ancak şimdiki yüzyılda bulunabileceğini söylüyordu. (s. 54-55)”

Fakat sonra sonra:

“Saygıdeğer bir yaşa geldikleri zaman bn ressamların yaptığı gibi, o da Raphael’i ve eski ustaları – bunların erdemlerine tamamıyla inandığı için değil, bunları gençlere karşı bir silah olarak kullanmak için- şiddetle savunmaya başladı. (s. 57)”

Yazımı şöyle bitireyim: Edebiyat ve okumak dünyâyı anlamada, olayları ve durumları idrak etmeye yardım eder. Bu illâki romantik düşler ve şiirsel imgelemeler kurmak için değil, hakîkî yaşamın sırlarına ermek için de aynı derecede yardım eder.

One thought on “Gogol’ün Portre’si ve Birleşik Krallık’taki Bilişim Yasa Tasarısı

Düşüncelerini bizimle paylaşın